|
1.1. Görev Tanımı
Hidrolik Etütler Dairesi Başkanlığının ana hizmet birimlerinden
olan Sediment Etütleri Şube Müdürlüğü, ülkemizin yüzeysel
sularının sediment ve su kalitesi ölçümlerini yapma ve sonuçlarını değerlendirerek yayınlama
görevini sürdürmektedir.
Bu amaçla nehirlerimizdeki süspanse sediment ölçümlerine 1961
yılında, su kalitesi ölçümlerine ise 1970 yılında başlanmıştır.
Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen sedimantolojik bilgiler
yıllık halinde 1982, 1987, 1993, 2000 ve 2006 yıllarında yayınlanmıştır.
Yapılan analizler sonucunda elde edilen su kalitesi bilgileri
ise 1989, 1996 ve 2003 yıllarında yayınlanmıştır. Böylelikle, EİE
kamu, özel ve akademik kuruluşların ihtiyaç duydukları verilerin
sağlanmasında katkıda bulunmaktadır.
1.2. Sediment Etütleri Şube Müdürlüğü
Aşağıda belirtilen işleri yapar.
a)
İdarece yapılacak ilk etüt, planlama, projelendirmeler için
gerekli sediment taşınımı, birikimi ve nehir yatağı hareketleri
konuları ile ilgili olarak erozyon etüt ve çalışmaları yapar.
b)
Baraj yağış alanlarındaki erozyon miktarlarını belirlemek
için erozyon sınıflandırması çalışmaları yapar.
c)
Diğer kuruluşlar tarafından hazırlanan HES projelerine ait
raporların tetkiki ile görüşlerin bildirilmesini sağlar.
d)
Toplanan hidrometrik verileri doğal rejime dönüştürmek için
istenen bilgileri ilgili kuruluşlardan alır, bu bilgiler yardımı
ile akım verilerindeki düzeltmeleri yapar, gerekli olan ölçüm
ve etütlerin yapılmasını sağlar, sonuçları yayınlar.
e)
Sediment ve erozyon çalışmaları ile ilgili yenilik ve gelişmeleri
takip ederek bunların idarece yürütülen etütlerde ve çalışmalarda
uygulanmasını sağlar.
f)
Sediment ölçüm istasyonlarından alınan sediment örneklerinin
gerekli laboratuvar analizlerini yapar, sonuçlarını yayınlar.
g)
Akım gözlem istasyonlarından veya gerekli görülen yerlerden
alınan suların kalite kontrol ve analizlerini yapar, sonuçlarını
yayınlar.
h)
Dairenin sediment ölçüm istasyonlarında yapılan sediment taşınımı
ile ilgili gözlemleri değerlendirir ve sonuçlarını yayınlar.
1.3. Sediment Etütleri
1.3.1. Sedimantasyonun Önemi
Çağımızın yenilenebilir enerji kaynaklarından en önemlisi
olan hidrolik potansiyelden yararlanma oranı, ülkelerin sanayileşmelerinin
bir göstergesi haline gelmiştir. Nitekim günümüzde, gelişmiş
ülkeler sahip oldukları hidrolik potansiyelin tamamına yakınından
yararlanmalarına karşı, dünya hidrolik potansiyelinin yaklaşık
% 80'lik bölümüne sahip gelişme yolundaki ülkelerde, bu potansiyelden
yararlanma oranı yaklaşık % 25-30 civarındadır. Bu nedenle,
hidrolik potansiyelden yararlanma çalışmalarının gelecekte
gelişmekte olan ülkelerde yoğunluk kazanacağı kendiliğinden
ortaya çıkmaktadır.
Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemizde de, hidrolik
potansiyelden yararlanma oranı bu durumdan farklı değildir.
Üstelik ülkemiz hidrolik kaynaklı enerji potansiyeli açısından
incelendiğinde, 1999 yılı sonu itibariyle mevcut potansiyelin
% 32'lik kısmı işletmeye alınmış olup, geriye kalan kısmı
ise henüz enerji amaçlı olarak kullanılmamaktadır.
Dolayısıyla sosyo-ekonomik gelişmelere paralel bir şekilde
artacak olan enerji talebi doğrultusunda hidrolik potansiyelden
yararlanma çalışmaları ülkemizde de yoğunluk kazanacaktır.
Bilindiği gibi, akarsularımız üzerinde bir yandan halkımızın
içme ve kullanma, tarım ve endüstrinin su ihtiyaçlarını karşılamak,
diğer yönden enerji üretimi ve taşkın kontrolü gibi çok çeşitli
amaçlarla barajlar yapılmaktadır. Hangi amaca yönelik olursa
olsun, sedimentasyon bilgisinin azlığından dolayı bu yapıların
göllerini besleyen akarsuların getirdiği kum, silt, kil ve
çakıl gibi katı maddeler baraj göllerini doldurmakta, depolama
kapasitelerini azaltmakta ve bunun sonucu olarak barajların
ekonomik ömürleri kısalmaktadır. Bu konu, Türkiye gibi yarı
kurak bir iklimin egemen olduğu ve bununla birlikte karmaşık
bir topografik yapıya sahip olan ülkemizde son derece önem
kazanmaktadır.
Nehirlerdeki sediment taşınımı sonucu yapılan tesislerin ekonomik
ömrü azaldığı gibi, bu durum aynı zamanda tarımsal ekonomimizin
en önemli üretim kaynaklarından birisi olan toprağın üst tabakasının
yok olmasına da neden olmaktadır. Bunun doğal sonucudur ki
çıplaklaşan ve çoraklaşan ülke topraklarında erozyon ve sedimentasyon
olayları ile birlikte işlenebilir tarım arazilerinin yokolması
ve çevre kirliliği sorunları da gündeme gelmiş bulunmaktadır.
Ülkemiz su kaynaklarına ilişkin çalışmalar yapan ilk kuruluş
olan EİE Genel Müdürlüğü; yüzeysel su kaynaklarımızı etüt
ederek, bunlardan optimum elektrik enerjisi elde etmek amacıyla
baraj ve hidroelektrik santralların teknik ve ekonomik yapılabilirliklerini
ve kesin projelerini hazırlamaktadır.
EİE, su kaynaklarına ilişkin hazırladığı çeşitli proje aşamalarındaki
raporlarında gereksinim duyduğu verileri de toplamaktadır.
Bu veri toplama çalışmaları kapsamında ülkemiz akarsuları
tarafından taşınan sediment miktarına ait değerler, öncelikle
baraj projelerinin boyutlandırılması ve ölü hacim miktarının
hesaplanmasında kullanılmaktadır. Gerek mühendislik çalışmaları,
gerekse proje ekonomisi yönünden akarsularımızın taşıdığı
sediment miktarı ve bileşimlerinin, uzun süreli olarak gözlemlenmesinin
yanında, havzanın erozyon karakteristiklerinin belirlenmesine
de ışık tutmaktadır.
1.3.2. EİEİ Genel Müdürlüğünün
Sediment Konusunda Yaptığı Çalışmalar
EİEİ Genel Müdürlüğünde süspanse sediment ölçümü yapılmakta
ve bu ölçüm sonuçları değerlendirilerek yıllık olarak
yayınlanmaktadır.
Yıllığın Düzenleniş Yöntemi ve Havzanın Sediment
Veriminin Bulunması
Sediment Yıllığı, EİEİ Genel Müdürlüğünün çalıştırdığı Sediment
Gözlem İstasyonlarının (SGİ) sedimentolojik bilgilerini içermektedir.
EİEİ Genel Müdürlüğü tarafından, Hidrometrik Gözlem İstasyonlarında
düzenli olarak yapılmakta olan seviye ve akım ölçümleri yanında,
nehrin değişik seviyelerinden o andaki nehir kesitinden geçen
debiyi temsil edecek şekilde, süspanse (askıda) sediment örnekleri
derinlik entegrasyon yöntemine göre alınmaktadır.
Nehir yatağına girilerek akım ölçüsü yapılan sularda US.DH-48,
askıdan (teleferik, kren kullanarak) akım ölçüsü yapılan sularda
ise US.D-49 süspanse sediment örnek alma aletleri kullanılmaktadır.
Alınan süspanse sediment örnekleri (su+sediment) analizleri
için laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda toplanan örneklere
filtrasyon yöntemi uygulanarak, içindeki sediment miktarları
tesbit edilir ve sediment konsantrasyonu ppm veya mg/l cinsinden
bulunur.
Daha sonra laboratuvarda elde edilen net sedimente elek analizi
yöntemi uygulanmaktadır. Bunun için net sediment 0.0625 mm
çaplı eleklerden geçirilmekte, eleğin üstünde kalan kısmının
ağırlığı kum ağırlığı, alta geçen kısmının ağırlığı ise (kil+silt)
ağırlığı olarak alınmaktadır. SGİ' larının ortalama süspanse
sediment dane büyüklük dağılımları bulunurken, istasyondaki
gözlem süresi boyunca bulunan bütün örneklerin, analiz edilen
kum ağırlıkları ve (kil+silt) ağırlıkları ayrı ayrı toplanmaktadır.
Bulunan toplam kum ağırlığının toplam net sediment (kum+kil+silt)
ağırlığına göre yüzdesi alınmaktadır. Böylece örneklerin %
kum, kil ve silt içerikleri belirlenir. Bulunan bu yüzdelerden
de daha sonra rezervuarın işletme durumu da gözönüne alınarak
sediment birim hacim ağırlığı (ton/m³) cinsinden elde edilir.
Örneklerin alındığı anda ölçülen akım ile ton/gün olarak hesaplanan
günlük sediment miktarları arasında logaritmik bir ilişki
vardır. Bu ilişkinin genel denklemi ise,
Log Qs = a + b Log Q
veya Qs
= 10a x Qb
şeklindedir.
Eşitlikteki a ve b akarsu istasyonunun
özelliklerine göre değişen katsayılardır.
Yıllığın hazırlanmasında, her istasyon yeri için bu ilişkiyi
veren sediment anahtar eğrisi ve denklemi elde edilmiştir.
Bu denklemin elde edilmesinde hesaplanan günlük sediment miktarları
(ton/gün) ordinat (y) ekseninde bağımlı değişken olarak, örnek
alındığı anda ölçülen akım (m³/sn) değerleri ise apsis (x)
ekseninde bağımsız değişken olarak alınmaktadır. En uygun
denklemin belirlenmesinde ise belirlilik katsayısının (R²)
en fazla olduğu durum gözönüne alınmaktadır.
Daha sonra Sediment Anahtar Eğrisi elde edilen istasyon yerleri
için, akım yıllıklarında yayınlanmış olan günlük akımlar Sediment
Anahtar Eğrisinde bulunan eşitlikte bağımsız değişken olarak
Q yerine girilmektedir. Böylece, bu akımlara karşılık gelen
tahmini günlük sediment miktarları Qs (ton/gün) olarak elde
edilmektedir.
Bulunan bu günlük sediment miktarları kendi aralarında toplanarak,
aylık ve yıllık toplam sediment miktarları bulunur. Her yıl
için ayrı ayrı bulunmuş olan sediment miktarları tekrar toplanmakta
ve bu toplam değerlendirilen toplam yıl sayısına bölünmektedir.
Böylece o istasyon yeri için uzun yıllık ortalama süspanse
sediment miktarı (ton/yıl) elde edilmektedir. Elde edilen
bu değerlerde daha sonra istasyonun net yağış alanına bölünerek
SGİ'nun bulunduğu havzanın birim alanından gelen ortalama
sediment miktarı başka bir deyişle istasyonun uzun yıllık
ortalama sediment verimi (ton/yıl/km²) bulunmaktadır.
Yıllıkta verilen sediment miktarları süspanse sediment miktarlarıdır.
Toplam sediment miktarını bulmak için, bu miktarlara yatak
yükünü de ilave etmek gerekir. Uygulamada akarsuyun özelliklerine
göre süspanse sediment miktarının % 10-50 si arasındaki bir
değer, yatak yükü olarak eklenmektedir. Genellikle eğimin az olduğu düz arazilerde %25, eğimin fazla olduğu dağlık arazilerde %50 olarak alınmaktadır. Daha sonra ton/yıl
olarak bulunan toplam sediment miktarı sediment hacim ağırlığına
(ton/m³) bölünerek, sedimentin rezervuarda kaplayacağı alan
(m³) olarak bulunur.
Yıllıkta bulunan sediment gözlem istasyonlarından birisi örnek olarak Tablo 1'de verilmiştir.
Bu tabloda yer alan
bilgilerin açıklaması aşağıdaki gibidir.
Havza İstasyon No-Adı:
SGİ' nun Türkiye'nin 26 büyük akarsu havzasının hangisi içinde
bulunduğu hakkında bilgi vermektedir.
Yükseltisi ve Yeri:
SGİ'nın, 1/25 000, 1/100 000 veya 1/200 000 ölçekli haritalar
üzerinde yerleri işaretlenerek, enlem ve boylamı, denizden
olan yüksekliği bulunmuş ve yerlerinin tarifleri yapılmaktadır.
Akım Yağış Alanı (km²):Sediment
konsantrasyonunun ölçüldüğü istasyon yerinden geçen akımı
oluşturan yağışın düştüğü ,suyun toplandığı havzanın bürüt yağış alanıdır.
Sediment Yağış Alanı (km²):
İstasyonun brüt yağış alanı içerisinde bulunan doğal göllerin
ve barajların yağış alanları sedimenti tuttuğundan sedimente etkisi yoktur. Bundan dolayı baraj alanlarının yağış alanları barajların istasyon havzası içinde işletildiği yıl sayısına göre ağırlıklı ortalaması alınarak istasyonun akım yağış alanından çıkarılmıştır. Böylece sedimentin
ölçüldüğü istasyon yerine sediment getiren net yağış alanı
kalmaktadır.
Ortalama Sediment Miktarı:
Ölçüsü yapılan bir havzadan sediment gözlem süresi boyunca
gelen toplam sediment miktarlarının sediment gözlem yıl sayısına
bölünmesiyle elde edilen uzun yılların ortalaması olarak havzadan
ölçüm noktasına bir yılda gelen toplam sediment miktarıdır(ton/yıl).
UzunYıl.Ort.Sed.Mikt.(ton/yıl)=SGSBoy.GelenBütünSed.Mikt.Top.(ton)/Sed.Göz.Süresindeki
(SGS)BoyuncaYıl Sayısı(Yıl)
Sediment Verimi (Oluşum, Hasıl
Etme Derecesi): Havzanın uzun
yıllık ortalama sediment miktarının havza alanına bölünmesiyle
bulunan ,uzun yıllar olarak havzanın 1 km² sinden gelen toplam
sediment miktarıdır (ton/yıl/ km² ).
UzunYıl.Ort.SedimentVerimi=Ort.SedimentMiktarı(ton/yıl)/Sed.GeldiğiNetHavzaAlanı(km²
)
Ortalama Kum Yüzdesi:
Gözlem süresince belirlenen tüm kum ağırlığı (gr) toplamlarının
toplam net sediment ağırlığına göre yüzdesinin alınmasıyla
elde edilir.
GözlemSüresiBoyuncaOrtalama Kum Yüzdesi
= ToplamKumAğırlığı *100/ToplamSediment Ağırlığı
Kil+Silt Yüzdesi :100-Ortalama Kum Yüzdesi
Net Örnek Ağırlığı (gr):
Laboratuvara gelen şişelerin içinde bulunan (su+net sediment)
karışımının ağırlığıdır.
Net Sediment Ağırlığı:
Su+sediment karışımının filtrasyon metoduyla süzülerek elde
edilen süzme kağıdının üstünde kalan sedimentin kuru ağırlığıdır
(gr).
Kum Ağırlığı:
Elde edilen net sedimentin 0,0625 mm çaplı eleğin üstünde
kalan kısmının ağırlığıdır (gr).
Kil+Silt Ağırlığı (gr):
Net Sediment Ağırlığı (gr)-Kum Ağırlığı (gr)
Sediment Miktarı (ton/gün):
QS = QW*C*0,0864 ilişkisi ile bulunur.
QS:
Sediment miktarı (ton/gün)
QW:
Sediment örneği alındığı andaki akarsu debisi (m³ /s)
C:
Konsantrasyon (ppm)
Sediment Gözlem Yılları:
İlk ve son örneğin alındığı tarihlerle birlikte, bu arada
geçen süre ve gözlenen toplam örnek sayısı bilgileri bulunmaktadır.
1.4. Su Kalitesi Etütleri
1.4.1. Su Kalitesi Verilerinin
Önemi
Dünya nüfusu büyük bir hızla artmakta ve
bunun sonucu olarak besin ve su yetersizliği sorunları doğmaktadır.
Su yetersizliği son yıllarda iyice kendini göstermeye başlamış
bulunmaktadır. Yerküresindeki mevcut göllerin ve nehirlerin
pek çoğunun suları artık içilmez ve kullanılamaz bir hale
gelmiş bulunmaktadır. Bunun nedeni ise gerek kanalizasyon
gerekse endüstri atıklarının herhangi bir temizleme ve arıtma
işlemine tabi tutulmadan doğrudan doğruya su kaynaklarına
boşaltılmasıdır.
Ülkemizde son yıllardaki hızlı kentleşme ve sanayileşme, suya
olan ihtiyacı hızla artırmaktadır. Bu ihtiyacın ise karşılanabileceği
yegane potansiyel doğal su kaynaklarıdır.
Son yıllarda önemli boyutlara varan çevre kirliliği olgusu,
kaynak kullanımının sadece nicelik değil, su kaynağının niteliği
ile de sınırlandığı gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla
"Yararlanılabilir Su Potansiyeli" suyun miktarı
ile birlikte kalitesinde ifade eder. Bu açıdan, ülkemizde
de suyun niceliği ile birlikte niteliğinin de bilinmesi ve
gözlenmesi zorunludur.
Zamanında teknik ve ekonomik yönden tutarlı görülen pek çok
proje, bugün çevreye olan etkileri nedeni ile sorun yaratmaktadır.
Bu nedenle ülkemiz için de su kaynaklarını geliştirme planlarının
çevreye etkilerinin bilinmesi ve yüzeysel sularımızın kalitesinin
muhafaza edilmesi için su kalitesinin sürekli gözlenmesi zorunludur.
Son yıllarda gittikçe artan su sıkıntısının gerçek nedeni,
gelişen endüstriye paralel olarak su kaynaklarının kirlenmesidir.
Su kaynağının niteliğinin yani özelliğinin ve kullanım amaçlarının
olumsuz yönde etkilenecek biçimde bozulması olayına kısaca
su kirlenmesi denilmektedir. Birleşik Amerika Çevre Koruma
Örgütü tarafından hazırlanan çevre terimleri sözlüğünde ise
"su kirliliği", suyun kalitesini ölçülebilecek oranda
kötüleştiren veya konsantrasyonlardaki suya, kanalizasyon
suyu, sanayi atağı, diğer zararlı veya istenmeyen maddelerin
ilave edilmesidir şeklinde ifade edilmektedir.
Su kaynaklarının kirlenmesinin iki temel nedenini tarımsal
ve endüstriyel atıklar oluşturmaktadır.
Tarımsal çalışmaların gereği olarak bitki hastalıkları ile
mücadele amacıyla uygulanan pestisidlerin, veriminin artırılması
için toprağa verilen kimyasal gübrelerin ve otlaklardan oluşan
yüzey akışı, erozyon ve toprağın sürülmesi sonucu oluşan toz
artığı, sap ve saman dahil olmak üzere her türlü tarımsal
çalışma sonucu meydana gelen katı ve sıvı atıkların neden
olduğu kirliliğe "tarımsal kirlilik" denilmektedir.
Sularda organik ve inorganik maddelerin oluşturduğu kimyasal
kirlilik; suyun rengi, bulanıklığı, sıcaklığı, vb. özelliklerini
etkileyen fiziksel kirlilik; suyun tadını ve kokusunu etkileyen
fizyolojik kirlilik; sularda patojenik bakteri mantar, alg
vb. bulunması ile meydana gelen biyolojik kirlilik ve atmosferdeki
atom patlamalarının ve nükleer enerji santrallerinin sebep
olduğu radyoaktif kirlilik, endüstriyel faaliyetler sonucu
meydana gelmektedir.
Çevre kirliliğinden etkilenen en geniş alan su kaynaklarıdır.
Su kaynaklarının kirlenmesi önemli ekonomik kayıplar getirmesinin
ötesinde, kirlilik türü ve yoğunluğuna bağlı olarak doğrudan
canlı ve insan yaşamını tehdit edebilmektedir. Su kaynağı
özelliklerinin konumda (yerde) ve zamanda nasıl değiştiğinin
anlaşılması elde su kalitesini gösteren verilerin olmasını,
bu verilerin de sürekli olarak toplanmasını gerektirir.
Su kalitesi ölçümlerinden elde
edilecek faydalar şunlardır ;
a)
Su kalite değişkenlerinin yere ve zamana göre değişimlerinin
izlenmesi;
b)
Doğal ve insan müdahalesi sonucunda su kalitesinin nasıl etkilediğinin
belirlenmesi;
c)
Su kalitesinin korunması ve kontrolü için alınan önlemlerin
etkinlik derecelerinin saptanması;
d)
Suyun niteliğinin konulan standartlara uyumunun izlenmesi;
e)
ÇED, çevre etki değerlendirilmesi, amacıyla gerekli olan bilgilerin
temini;
f)
Belli bir bölgede, genel kapsamda su kalitesi özelliklerinin
değerlendirilmesi veya halihazır durum envanterinin çıkarılması;
g)
Akarsularda kütle taşınımının incelenmesi;
h)
Su kalitesinin modellenmesi;
Suyun belli bir amaç için kullanımı
söz konusu olduğunda, suda o amaca uygun kalite özelliklerinin
bulunması istenir. Su kullanımlarının endüstriyel (balık yetiştiriciliği,
içme suyu, rekreasyon, sulama, hayvan yetiştiriciliği ) endüstriyel
olmayan (ısıtma, soğutma, enerji üretim, demir ve çelik, kağıt,
petrol, gıda ) şeklinde iki ana grupta toplanması uygundur.
Tarımsal veya endüstriyel nedenlerle kirlenen su kaynaklarının
ıslah edilmesi, kirlenme sorunlarının oluşmasını önleyecek
şekilde doğal kaynaklarının korunması için, su kalitesinin
izleme ve değerlendirilmesi çalışmalarına hız verilmesi gerekir.
1.4.2. EİEİ Genel Müdürlüğü'nün
Su Kalitesi Etütleri Çalışması
EİE İdaresi Genel Müdürlüğü; tüm ülke akarsularında
kurduğu hidrometrik ölçüm ağı sayesinde 1935'den günümüze
dek akım ölçümleri yapmaktadır. Bu çalışmalarına, 1961'de
sediment ölçümlerini ve 1970'de de su kalitesi ölçümlerini
eklemiştir.
1.4.2.1. EİEİ Genel Müdürlüğü Tarafından
Ölçülen Parametreler
Debi,
Su sıcaklığı,
Elektriksel İletkenlik,
pH,
Tuzluluk,
CO3-- (Karbonat),
HCO3- (Bikarbonat),
SO4-- (Sülfat),
Cl- (Klorür),
Na+ (Sodyum),
K+ (Potasyum),
Sertlik,
Bor,
Ca++ + Mg++ (Kalsiyum+Magnezyum).
1.4.2.2. Örnek Alma yeri
ve Sıklığı
Su kalitesi analizleri için alınacak su
örnekleri, EİE İdaresinin işletmekte olduğu AGİ'larından akım
gözlem programı içerisinde alınmaktadır. Su örneği, akarsu
veya göl kenarına en az bir metre uzaklıkta ve ağzı açık ve
baş aşağı tutularak suya sokulmakta ve su bidonu yüzeyden
yaklaşık 50 cm.kadar derinlikte ters çevrilmek suretiyle doldurulmaktadır.
Su örnekleri bidonların üzerinde aşağıdaki bilgileri gösteren
bir etiket bulunmaktadır:
Suyun Adı :
İstasyon Adı :
Örneğin Alındığı Tarih :
Debi (m3/sn ) olarak :
Suyun Sıcaklığı :
Örneği Alan Ekip :
1.4.2.3. Analizlerin Yapılışı
Su Kalitesi örnek analizleri, Türk Standartlarında veya DSİ Genel
Müdürlüğünün Su Analizleri El Kitabındaki yöntemlere uygun
olarak yapılır.
1.4.2.4. Değerlendirme
Su örneklerinin gerek kimyasal analizleri sonucu ve gerekse
AGİ'lardaki alınışları sırasında elde edilen tüm veriler aylık
bazda toplanarak "Türkiye Akarsularında Su Kalitesi Gözlemleri"
yıllığı olarak yayınlanmaktadır.
Bu yıllıkta bulunan su kalitesi istasyonlarından birisi örnek olarak Tablo 2'de verilmiştir.
FOTOĞRAFLAR
US.DH-48
Nehir Yatağına Girilerek Sediment Örneği Alma Aleti
US.D-49
Askıdan (teleferik, kren kullanarak) Sediment Örneği Alma
Aleti
Sediment
Örneği Alma Şişesi
Su
Kalitesi Örneği Alma Bidonları
Sediment
Örneklerinin Süzülme İşlemi
Sediment
Örneği Kurutma Fırını
Sediment
Örneği Tartma Terazisi
Dane
Çapını Belirleyen Sediment Elekleri
Yatak
Yükü Örnekleri
|