|
Jeotermal enerji yerkürenin iç ısısıdır. Bu ısı merkezdeki sıcak bölgeden yeryüzüne doğru yayılır.
Jeotermal kaynakların üç önemli bileşeni vardır:
1. Isı kaynağı,
2. Isıyı yeraltından yüzeye taşıyan akışkan,
3. Suyun dolaşımını sağlamaya yeterli kayaç geçirgenliği.
Jeotermal alanlarda sıcak kayaç ve yüksek yeraltı suyu sıcaklığı normal alanlara göre daha sığ yerlerde bulunur. Bunun başlıca nedenleri arasında:
- Magmanın kabuğa doğru yükselmesi ve dolayısıyla ısıyı taşıması,
- Kabuğun inceldiği yerlerde yüksek sıcaklık farkı sonucunda oluşan ısı akışı,
- Yeraltı suyunun birkaç kilometre derine inip ısındıktan sonra yüzeye doğru yükselmesi.
Ideal Jeotermal Sistemin Sematik
Gösterimi
Jeotermal saha, sistem ve rezervuarı
birbirlerinden ayırmak üzere aşağıdaki tanımlar yapılabilir.
Jeotermal Saha:
Yeryüzünde bir jeotermal etkinliği gösteren coğrafik bir tanımdır.
Eğer yeryüzünde herhangi bir doğal jeotermal çıkış yoksa,
yeraltındaki jeotermal rezervuarın üstündeki alanı tanımlamakta
kullanılır.
Jeotermal Sistem:
Yeraltındaki hidrolik sistemi bütün parçaları ile birlikte
(beslenme alanı, yeryüzüne çıkış noktaları ve yeraltındaki
kısımları gibi) tanımlamakta kullanılır.
Jeotermal Rezervuar:
İşletilmekte olan jeotermal sistemin sıcak ve geçirgen kısmını
tanımlar.
Jeotermal sistemler ve rezervuarlar; rezervuar sıcaklığı,
akışkan entalpisi, fiziksel durumu, doğası ve jeolojik yerleşimi
gibi özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Örneğin jeotermal
rezervuarda 1 km derinlikteki sıcaklığa bağlı olarak sistemleri
iki gruba ayırmak olasıdır.
a.) Rezervuar sıcaklığının 150°C' dan düşük olduğu, düşük
sıcaklıklı sistemler: Bu tür sistemler genelde yeryüzüne ulaşmış
doğal sıcak su veya kaynar çıkışlar gösterirler.
b.) Rezervuar sıcaklığının 200°C' dan yüksek olduğu yüksek
sıcaklıklı sistemler: Bu tür sistemler ise doğal buhar çıkışları
(fumeroller), kaynayan çamur göletleri ile kendini gösterir..
Jeotermal sistemlerin fiziksel durumlarına bağlı olarak sınıflandırılmaları
durumunda, üç farklı rezervuar durumu tanımlanabilir.
Sıvının etken olduğu
jeotermal rezervuarlar :
Rezervuardaki basınç koşullarında su sıcaklığının buharlaşma
sıcaklığından daha düşük olduğu rezervuarları tanımlamakta
kullanılır. Rezervuar basıncını sıvı su fazı kontrol etmektedir.
İki fazlı jeotermal rezervuarlar
:
Rezervuarda sıvı su ve su buharı birlikte bulunmaktadır ve
rezervuar basıncı ve sıcaklığı suyun buhar basıncı eğrisini
izler.
Buharın etken olduğu jeotermal rezervuarlar
:
Rezervuar basıncındaki akışkan sıcaklığının suyun buhar basıncı
eğrisi sıcaklığından daha yüksek olması durumunda bu tür rezervuarlar
oluşurlar. Rezervuardaki basıncı su buharı fazı kontrol etmektedir.
Bir jeotermal rezervuarın fiziksel durumu ve kimyasal özellikleri
zamana bağlı olarak değişiklik gösterebileceği gibi aynı rezervuar
içerisindede bir noktadan diğerine farklılıklar gösterebilir.
Örneğin sıvının etken olduğu bir rezervuar, üretim sonucu
oluşan basınç düşümünden dolayı, zamanla iki fazlı bir jeotermal
akışkan durumuna dönüşebilir.
Jeotermal enerji, hava kirliliği yaratmayan ve dikkatli kullanıldığında
çevre sorunlarını en aza indirgeme özelliği olan bir enerji
kaynağıdır. Jeotermal enerji kaynağının sürdürülebilir projelerde
kullanılması amaçlanmalıdır. Projelerin sürdürülebilir olması
için jeotermal sistemlerin ve rezervuarların iyi bilinmesi
ve varolan yeraltı özelliklerinin projelerin avantajına olacak
şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
JEOTERMAL ENERJİNİN DOĞASI
VE DAĞILIMI
Jeotermal enerjinin doğası ve dağılımı ile ilgili üç temel
terim vardır; jeotermal gradyan, ısı akışı ve jeotermal anomali.
Jeotermal gradyan dünya yüzeyinden derinlere doğru inildikçe
sıcaklığın artmasından kaynaklanır. Normal olarak yerin altına
doğru inildiğinde her 33 metre'de sıcaklık 1oC yükselir. Fakat
jeotermal sahalarda, jeolojik yapının ve kayaç tiplerinin
farklı olmalarından dolayı sıcaklık artışı çok daha fazla,
örneğin 33 metre'de 5oC olabilir.
Isı enerjisi dünya yüzeyine, kayalardan iletim yoluyla geçerek,
mağmanın hareketi ile veya jeotermal suyun hareketi ile ulaşır.
Isı enerjisinin iletim yoluyla düşey olarak hareket etmesine
ısı akısı denir.
Bazı jeotermal alanlarda, bazı derinliklerde sıcaklıklar,
komşu alandaki sıcaklıklardan farklılıklar gösterirler. Bu
düzensizliğe jeotermal anomali denir. Jeotermal anomali küçük
bir alan ile sınırlı olabilir ve sadece küçük bir sıcak su
kaynağı anomaliyi gösterebilir. Öte yandan anomali binlerce
kilometrakarelik bir alanda da oluşabilir. Jeotermal kuyuların
sondajı, geliştirilmesi ve işletmesi çok pahalı işlemler oldukları
için jeotermal aramalarda pozitif jeotermal anomalilerin (yüzeye
yakın ve yüksek sıcaklıklı) yerleri tespit edilmeye çalışılır.
Farklı jeolojik yapılarda, jeotermal anomalilere sebep olan
beş ana faktör vardır. Bu faktörlerin anlaşılması, jeotermal
alanların aranmasında yardımcı olur.
Isı, farklı bölgelerde farklı
hızlarda yayılır.
Isı akısındaki temel farkların sebebinin yerin yaklaşık 30
km altındaki oluşumlarda bulunduğuna inanılmaktadır. Bazı
bölgelerde ısı akısı ortalamaya göre düşük, bazı bölgelerde
yüksektir.
Isı akış miktarının aralığı.
Sedimentar bölümdeki her derinlikte, kayaç tipinden bağımsız
olarak ısı iletiminin hızı aynıdır. Radyoaktif kaynaklar ısı
iletim hızını değiştirir. Normal olarak ısı yeryüzüne sabit
hızda iletilir. Fakat, eger ortamın ısıl iletkenliği anormal
olarak çok düşük ise, mevcut alandaki sıcaklık komşu alanlardan
fazladır. Genel olarak dünyanın heryerinde rastlanan değişik
kayaç tiplerinin ısı iletkenliği birbirlerinden farklılık
gösterir. Örneğin kuvarsın iletkenliği, pekişmemiş kilin iletkenliğinden
altı kat daha fazladır.
Yani, eğer ısı akışı sabit ise, bir tabakadaki jeotermal gradyan,
değişen ısı iletim hızına bağlı olarak, komşu tabakaya göre
altı kat daha fazla olabilir. Kayaçlardaki lateral (yanal)
değişiklikler ve bunlara bağlı ısı iletkenliğindeki değişiklikler
çarpıcı jeotermal anomaliler yaratabilir.
Radyoaktif elementlerin konsantrasyon
farkları.
Diğer faktörler jeotermal gradyanin büyüklüğünü etkiler. Radyoaktif
elementler yoğunlukla üst kabukta bulunurlar fakat en fazla
granitik kayalarda bulunurlar. Radyoaktif elementler sığ kabuksal
alanlardaki ısı akışını hızlandırırlar. Bazı granitik kayalardaki
ısı akışının üçte ikilere varan kısmı radyoaktif elementler
olan uranyum, toryum ve potasyumun radyoaktif bozunumundan
dolayı oluşur. Bunların arasında uranyum ve toryum aynı önemde
iki radyoaktif elementtir ve radyoaktif çürümeden oluşan ısının
yaklaşık olarak % 80-90'ını oluştururlar. Bu noktada, yeteri
kadar büyük hacimli bir granitik kütle içinde bulunan küçük
miktarda uranyumun (milyonda 5-10 parça ve toryumun (20-80
ppm) yeraltı sıcaklığını belirgin biçimde yükselttiğini not
etmekte fayda vardır. Radyoaktif elementlerin konsantrasyonundaki
lateral (yanal) değişimler, kayalar aynı ısıl iletkenlikte
de olsa jeotermal gradyanda farklılıklara yol açar.
Tabakalar arasına giren genç mağmatik kayaçlar (Genç mağmatik
sokulumlar).
Levha tektoniği teorisi (yerkabuğunun, geniş düz parçalarının
hareketi) genç mağma aktivitelerinin oluşumunu açıklamaktadır.
Mağma, levhaların ayrılma zonları boyunca ve levhalar arasına
girerek, sırtlar oluşturur. Kabuğa doğru sokulan mağma yerkabuğuna
ısı transfer eder ve bu da yüksek jeotermal gradyanlar yaratabilir.
Sonuç olarak ortaya çıkan jeotermal anomaliler değerli jeotermal
kaynaklar yaratabilirler.
Hidrotermal sirkülasyon.
Geçirgen kayaçlardan, kırık veya çatlak sistemlerinden geçen
sular, ısıyı kayaçlardan daha hızlı taşırlar. Genç mağmatik
sokulum tarafından ısıtılan sular konveksiyon akımları sonucu
jeotermal sistemde dolaşır veya dolaşımdaki soğuk su mağmatik
bir sokulama yaklaşarak ısınır ve hareketine devam eder. İki
durumda da jeotermal enerji kabuktaki sığ derinliklere transfer
edilir ve ciddi jeotermal anomalilere sebep olabilir. Termal
suların yeryüzüne çıktığı noktalarda doğal sıcak su kaynakları
oluşur. Diğer yerlerde termal sulara ulaşmak için kuyu açmak
gerekir.
Jeotermal Enerji Üretimi
Jeotermal enerji çoğunlukla yerkabuğundaki kayaçlarda, ikincil
olarak da kayaçlardaki çatlakları, gözenekleri dolduran su,
su buharı veya diğer akışkanlarda bulunur. Bu yayılmış enerjiyi
kullanılabilir hale getirmek için önce büyük hacimlerdeki
kayaç kütlelerinden toplanması ve sonra da bir boşaltım noktasına
taşınması gereklidir. Yerkabuğunun en üst bir kaç kilometrelik
bölümünde neredeyse bütün kayaçlarda bulunan su, enerjiyi
toplamak ve almak için bir mekanizma oluşturulmasını sağlar.
Jeotermal suyu ve sahip olduğu ısıl enerjiyi ekonomik olarak
elde edebilmek için suyun içinden geçtiği kayaçların çok miktarda
su içermeleri ve geçirgenliklerinin fazla olması gerekir.
Kayaçın su depolayabilme kapasitesi depolama katsayısı olarak
adlandırılır. Suyun geçirgenlik özelliği ise hidrolik iletkenlik
veya geçirgenlik olarak adlandırılır. Çatlaklı kuvars, kireçtaşı,
kırılmış volkanik kayalar, serbest kum ve çakıl yüksek depolama
katsayısına ve yüksek hidrolik iletkenliğe sahiptir ve genellikle
büyük miktarlarda su üretimine olanak sağlarlar.
Yüksek hidrolik iletkenliğe sahip ve kalınlığı fazla olan
kayaçlara, geçirgenliği yüksek kayaçlar denir. Geçirgenliği
yüksek kayaçlar ana akiferleri (geçirgen kayalar veya gözenekli
ortamlar)ve en üretken jeotermal rezervuarları oluştururlar.
Uzun süreli enerji üretimi için bu akiferler geniş alanlara
yayılmalı ve su beslenme sahasına hidrolik olarak bağlanmalıdır.
Geçirgenliği az olan sahalarda çeşitli çatlatma yöntemleri
enerji üretimini teorik olarak arttırır fakat bu tür uygulamalar
jeotermal alanlarda çok ender uygulanmaktadır.
Gözenekliliği ve geçirgenliği az olan kayaçlardan enerji üretimi,
sınırlı sirkülasyon çevrimleri ile sağlanabilir. Bu durumda
iki kuyu birbirine kırık ve çatlaklar sistemi ile hidrolik
olarak bağlıdır. Soğuk su bir kuyudan aşağıya doğru pompalanır,
pompalanan su kayaçlardaki çatlaklardan geçerek iletim yoluyla
ısınır ve ikinci kuyudan yukarı doğru pompalanır. Kayaçlardaki
çatlakların geçirgenliği az olan kayaçlar tarafından çevrelenmesi,
çevrimdeki su kaybının az miktarda kalması için önemlidir.
Bu teknolojiye sıcak kuru kayaç 'HDR' teknolojisi denmektedir
ve hala deneysel aşamada bulunmaktadır. Bu teknolojinin uygulanabilirliği
ve ekonomisi henüz tam olarak kanıtlanmamıştır. Sıcak kuru
kayaçlar, hidrolojik ortam çeşitleri arasında en uçta bulunur,
çeşitlenme bu uçtan yüksek geçirgenliği olan klasik rezervuarlara
ve akiferlere doğru genişler. Dünyanın kabuğundaki kayaçların
çoğu sınırlı bir sirkülasyon çevrimi için çok fazla geçirgendir
fakat bu geçirgenlik ekonomik olarak jeotermal akışkan üretmeye
yetecek kadar fazla değildir.
Jeotermal Sistemlerin Çesitleri
Genç Volkanik Sokulumlarla
Bağlantılı Hidrotermal Konveksiyon Sistemler.
Dünyanın ısısının varolduğuna dair en belirgin kanıtlar volkanik
patlamalardır. Bu patlamalardan etrafa yayılan lavlar dünya
yüzeyinde hemen soğur fakat yer kabuğu altındaki iç küre(lavın
kaynağı) binlerce yıl boyunca ergimiş olarak kalır. Günümüzde
bu mağma hücrelerine doğrudan sondaj yapılması pratik değildir.
Bununla birlikte mağma sızıntısının etrafındaki kırıklar ve
çatlaklar hidrotermal sirkülasyon sistemlerinin oluşumuna
elverişli olabilir: yeraltı suyu, soğumakta olan mağma sızıntısının
aşağılarında veya çevresinde çevrime girebilir. Bu çevrimde
bir miktar ısı alan su tekrar yeryüzüne yakın alanlara döner.
Sıcak ve soğuk suyun yoğunlukları arasındaki fark ısınan suyun
üste çıkmasını sağlar.

Genç Magmatik Sokulumlar Tarafindan
Etkilenen Hidrotermal
Taşınım Sisteminin şeması
Çatlak (Fay) Kontrollü
Sistemler.
Hidrotermal taşınım(konveksiyon) sistemlerinin
çoğu genç volkanik sızıntıların olduğu yerlerde bulunmaz.
Bunun yerine bu jeotermal sistemler ısılarını, geçirgen alanlar
boyunca suyun derinlere doğru sirkülasyonuna izin veren geniş
hacimli kayaçlardan alırlar. Bu alanlar, stratigrafik yataklar
veya çatlaklar ve birbirine bağlantılı kırık sistemleri olabilir.
Su sıcaklığı birinci olarak bölgesel ısı akımının büyüklüğüne
ve su çevriminin derinliğine bağlıdır. Hidrotermal taşınım
sistemlerinin kollarına beslenme (reşarj) dağlık alanlarda
ve bitişik vadilerde meydana gelir. Kırık ve çatlaklar aşağıdaki
şekilde gösterilenden farklı olabilirler, önemli olan kırıkların
yükselen sıcak su için yeterli derecede geçirgen olmalarıdır.

Genç Magmatik Sokulumların Etkisi
Altında Olmayan, Fay Kontrollü,
Meteorik Su Sirkülasyonuna Bağlı Hidrotermal Taşınım Sistemi
İletkenliği Düşük
Katmanların Altında Gizlenen Radyojenik Isı Kaynakları.
Granitik plutonik kayaçlar göreceli olarak yüksek miktarlarda
uranyum ve toryum içerirler. Bu elementlerin radyoaktif parçalanması
ısı enerjisi açığa çıkarır. Radyojenik pluton içindeki ısı
akımı, komşu kayaçtaki (içine sokulunan) kayaç) ısı akımından
fazladır. Eğer granitik kayaçlar düşük ısı ilekenliği olan
katmanlar tarafından çevrelenmişse bu katmanların tabanında
yüksek sıcaklıklar oluşabilir. Jeotermal anomalinin şekli
radyojenik kaynağın şekline, kalınlığına ve üstteki tabakaların
termal iletkenliğine bağlıdır.
Yer Basınçlı (Geopressured)-
Jeotermal Rezevuarlar.
Yer Basınçlı - jeotermal rezervuarlar, üzerlerindeki kayaçlar
tarafından su sütununun basıncını aşan basınç altında bırakılan
akiferlerdir. Yer basınçlı jeotermal alanda bulunan ve daha
az gözenekli olan katmanlar suyun yukarıya doğru sızmasını
ve ısı transferini önler Yer basınçlı katmanlardaki su çok
yüksek miktarda ısı içerir, ayrıca bu su çözünmüş metan (Doğal
gazın ana bileşeni) açısından da zengindir.
Yer basınçlı jeotermal rezervuarlardan jeotermal enerji ve
çözünmüş metan üretimi halen gelişmekte olan bir teknolojidir.
Temel olarak derin petrol kuyusu sondajında kullanılan yöntemlerin
benzerleri kullanılır. Sondaj masrafları ancak çok güçlü finansal
yapıları olan kurumlar tarafından karşılanabilir. Günümüzde
sadece sıcak su kullanımı için böyle kuyuların açılması ekonomik
değildir. Eğer metan üretimi ile birleştirilirse yer basınçlı
jeotermal rezervuarlar ekonomik olabilirler.

Derin Bölgesel Akifer İçindeki
Jeotermal Rezervuarın Şematik Modeli
Derin Bölgesel Akiferler.
Kabuktaki aşağı doğru eğimli oluklar,
yeraltı sularını dağlık alanlardaki beslenme alanlarından
toplar. Bu su daha sonra tortul kayaçlardan geçerek aşağı
doğru iner ve jeogradyanden dolayı buralarda ısınır.
Bu tür havzalarda eğer hidrolik iletkenlik yüksekse veya çatlaklar
suyun artezyenik basınç sayesinde yukarı doğru yükselmesine
izin veriyorsa, jeotermal su deliklerden yeryüzüne ulaşabilir.
Artezyenik basınç termal suyun yüzeye ulaşması için yeterli
olabilir. Düşük termal iletkenliğe sahip tortullarda eş sıcaklık
eğrileri (izoterm) yüzeye doğru eğilebilirler ve jeotermal
suyu yüzeyin çok yakınına getirebilirler.
Referans
What is geothermal energy? M.H.Dickson and M.Fanelli, Istituto di Geoscienze e Georisorse, Pisa, Italy.
“İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (Jeotermal Enerji Araştırma Geliştirme Test ve Eğitim Merkezi ), 2004.
|